Faruk Civelek – Turkey

Faruk Civelek

Biography:

Öz geçmiş 1966 İstanbul doğumlu olan Faruk Civelek, eğitiminin tümünü bu şehirde aldı.En son İstanbul üniversitesi edebiyat fakültesinden mezun oldu. Çeşitli ulusal gazete ve dergilerde bir çok makalesi,şiiri ve kısa öyküleri yayımlandı. Ayrıca yayımlanmış iki hikaye üç şiir bir de romanı bulunmaktadır. Hali hazırda İstanbul’da yaşayan Faruk Civelek sanat ve edebiyatla iç içe bir yaşam sürmektedir.Унеси.

Kalecik Karası

Siz

Ne güzel gülüyorsunuz

Hani

Bakımlı bir kiraz bahçesi gibi yüzünüz

Sarı sıcak kırılır saçlarınız

Asmalar boyu

Salkımlarca koyulaşır

Kalecik karası gözünüz

Siz

Ne güzel yürüyorsunuz

Toprağı öpüyor sanki

Beyaz çizmeleriniz

Süzülen sonbahar yaprağı kadar

Vakur ve zarif

Asaletli ve kardeşçesine müşfik adımlarınız

Biliyor musunuz

Siz

Ne güzel bakıyorsunuz

Çoğalan sevinçlerle beraber

Büyüyor erguvanlar

Neşe hüzün sentezinde

Bin soruyu bir bakışla soruyorsunuz

Yarı tatlı yedi katlı

Siz ne güzel gülüyorsunuz

Siz

Ne güzel oynuyorsunuz

Kollarınız beyaz kanat

Raksında sufi huşusu

Milyon şiire hicveder ay

Denizi kucaklayan ufuk çizgisinde

Can bulur halay

Alacakaranlıktır çayda çıra

‘Nanay gülüm nanay’

Gül kokar parmak uçlarınız

Başka bir huzur veriyorsunuz

Sahi

Siz

İçten içe

Siz ne güzel yakıyorsunuz

ISLIK

Gönlü güzel insanlar vardır,

Hani etrafına geniş gölgeler uzatan.

Gökyüzü kadar engin,

Değeri tarifsiz güven kaynağı gibi

Bitimsiz su berraklığında

Saf ve zengin…

Kırılsa prangası dilinin

Ve bir erik dalında kuş olsa kalbin,

Avurtların papatya tarlası.

Öyle ki,

Tesadüflerin hazin müjdesinde

Ömrümün en güzel hatırası…

Yanlış zamanda doğru insan.

Hani baktıkça çektiğin nefesin

İçine içine battığı anlar.

Tenini dört koldan kuşatan sevinçle,

Kanaya kanaya iyileşen yaralar…

Mesele ne biliyor musun?

Ömrünün ortasına diktiğin gül,

Ve göğsünde sarmaş dolaş bir sarmaşık.

Belki de,

Özge bir Reyhan yaprağının

Dudak ucundan ki kırmızı ıslık…

 Efkâr Tütsüsü

öyle bir sisli şubat ortası!

baharın vedasına katılmış

rüzgârın eteğinden salınır çocuk,

mevsime üryan bukalemun. büyüsün çürümüş polenlerin artığı,

o dalında unutulmuş körpe tomurcuk…

adresine geç kalmış mektuplarla dolu

kirli konteynırlardan sızar

efkâr tütsüsü.

ve

bir yavru tekir aç kalır

hazanı tam kalbinin ortasından eşeler,

içinden en solgun resmi alır.

o zaman kanar

her hücrenin dokusu.

sigara kokulu tabutlardan yükselir

kabrine sığmayan cenazelerin hasret türküsü

Leave a Reply

Ваша адреса е-поште неће бити објављена. Неопходна поља су означена *