HASAN AYDIN (ÖZGEÇMİŞ – Turkey

HASAN AYDIN (ÖZGEÇMİŞ

Biography:

HASAN AYDIN (ÖZGEÇMİŞ ,1952 yılında Konya’nın Kadınhanı ilçesine bağlı Saçıkara köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu ilçede, liseyi Konya Gazi Lisesi, Söke Lisesi ve Kadınhanı Ata İçil Lisesinde okudu.

1978’de Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. 1991’de Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde lisans tamamladı. 33 yıl Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı. TÖB-DER üyeliği, EĞİTİM-SEN üyeliği ve yöneticiliği yaptı. EMEKLİ-SEN üyesidir.

BESAM (Bilim ve Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), GESAM (Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), Edebiyatçılar Derneği üyeliklerinde bulundu. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

Şiir ve öyküleri; Çağdaş Türk Dili, Kasabadan Esinti, Çalı, Eskişehir Sanat, Cumba, Kar ve Son Gemi dergilerinde yayınlandı. Altıncı sınıf öğrencileriyle “Bir Demet Küçük Ozan” adlı şiir kitabını çıkardı.

Yapıtları:

1. Gökkır’ın Bahar Dansı (Öykü 2018 Artshop)

2. Vapur Dediğin (Şiir 2018 Artshop)

Öykü ve şiirlerinde toplumcu gerçekçi anlayışı benimser. Öyküleri olaya dayalıdır. Şiirlerini imgelere boğmadan sade bir dille yazar. Bazı şiirleri İngilizce, Yunanca ve İspanyolca’ya çevrildi.

Memet Zeki Gündüz’ün hazırladığı “Yakıldık Ey Halkım Unutma Bizi” kitabında “Türküler Yanmaz” adlı şiiri; Nalan Çelik’in hazırladığı “Kartal Öyküleri” kitabında “Güvercinlere Yem” adlı öyküsü; Cemal Süreya’nın ölümünün 30. yılı anısına Mesut Şenol’un düzenlediği Uluslararası Şiir Antolojisinde “Susturalım Silahları” adlı şiiri; İstanbul-Selanik Hattı Antolojisinde “Sen Varken” adlı şiiri ve iki resmi; Mesut Şenol’un düzenlediği “Benidorm İstanbul 2020 Türk Şairler Seçkisi”nde “Ellerim Ellerinde Kalsın” adlı şiiri ve üç resmi yayınlandı.

2012-2013 yıllarında Azerbaycanlı Ressam Sabir Mehtiyev’in atölyesinde desen ve yağlıboya çalıştı. 2012’de İstanbul Maltepe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde resim kursu öğretmenliği yaptı. On bir karma sergiye katıldı.

İstanbul’da Emel-Orhan Karadoğan koleksiyonunda beş resmi var.

BİR DÜNYA İSTİYORUM

Bir dünya istiyorum

Savaşın sömürünün olmadığı

Çocukların kadınların ölmediği

Bir memleket istiyorum

Uygar insanların yaşadığı

Özgürlüğün adaletin eşitliğin

Ekmeğin bol olduğu

Bir yaşam istiyorum bir yaşam

Vahşetin katillerin olmadığı

İnsanlık istiyorum insanlık

Anaların ağlamadığı

Berkinlerin Özgecanların ölmediği

 BİR KADIN VARDI

Bir kadın var

Gönül bahçesinde

Sevgi çiçekleri derleyen

Bir kadın var

Liseli yıllardan kalma

Özlemleri olan

Bir kadın var

Sevdiğinin bir bakışını

Yaşam boyu unutmayan

Bir kadın var

İlk aşkını yüreğinde

Bir inci tanesi gibi saklayan

Bir kadın var

Akdeniz mavisinin koylarında

Aşkın derinliğine dalan

DENİZLE KUMSAL GİBİYİZ

Denizle kumsal gibiyiz ikimiz

Ben sana hep kollarını açan

Sevdalı bir kıyı

Sen sonsuza dek bana yazgılı

Vefalı bir deniz

Ayrılık sözcüğü yok dağarcığımızda

Martılar tanığımızdır sevgilim

Biz etle tırnak gibiyiz

  DÜŞERİM TUTMAZSAN ELLERİMİ

Aklımın sınırlarını zorluyor gözlerin

Kayboluyorum derinliğinde

Okyanus kaçkını maviliğine

Keskin yosun yeşili de karışınca

Yıldızlar yağdırır üstüme

Aklımın sınırlarını zorlarken gözlerin

Gülüşün de ondan geri kalmıyor

Topluyor İda’nın bütün çiçeklerini

Kuş cıvıltılarını da serpiştirip üstüne

Uçurtmalara takıyor yüreğimi

Aklımın sınırlarını zorlarken gülüşün

Uçurumda bir gelincik olurum

Ne zaman düşlesem güzelliğini

Yaylım ateşine başlar gözlerin

Düşerim tutmazsan ellerimi

GÜLEN GÖZBEBEKLERİN

Zarifliğin simgesiydi

Kollarını usulca açıp

Kelebeksi gelişlerin

Ay ışığını parlatır

Geceyi tutuştururdu

Sıcacık öpüşlerin

Sonsuz bir aşkın

Muştusunu verirdi

Işık ışık parlayan

Gülen gözbebeklerin

SUSTURALIM SİLAHLARI

Çocuklar mı çıkardı

Kadınlar mı çıkardı savaşı

Neden hep onlara düşer

Acının aslan payı

Ey insanlık

Koy elini taşın altına

Durduralım akan kanı

Ne zararını gördük

Dostluğun kardeşliğin

Susturalım silahları

Susturalım gülle karanfille

Sevgi yazalım

Barış yazalım evrene

Bütün dillerin abc’siyle

NİCE ÖZLEMLERDEN SONRA

Sen nice özlemlerden sonra

Mor dağların kokusunu taşıyan

Kır çiçekleri gibi gelirdin bana

Toplardın yüreğimin kırıklarını

Beste yapardın kuş seslerinden

Söylerdin aşkımızın şarkısını

Ben o zaman yeniden gelirdim

Bir çiğ damlası tazeliğinde sana

Koyardım yüreğimi avuçlarına

Rüzgarla sevişen yaprak olurduk

Gözleri kapalı akardık nehirlerce

Gönlümüz coşardı aşkı bulurduk

Dünyalara sığmazdı sevincimiz

Öyle bir aşk yaşardık ki sevgilim

Doğanın pınarında yıkanırdı içimiz

SEN VARKEN

Sen varken

Sabahlarımızın ayrı bir güzelliği vardı

Bahçemizde begonviller

Manolyalar sardunyalar

Nar çiçekleri leylaklar açardı

Dallarında kumrular sevişir

Kelebekler uçuşur

Serçeler cıvıldaşırdı

Sen varken sevgilim

Yaşamak öyle güzeldi ki

İçimiz dışımız silme bahardı

Şimdi sen yoksun

Açmıyor çiçekler uçmuyor kuşlar

Başını alıp gitse de bahar

Hiçbir mevsim üşütemez beni

Senin yokluğun kadar

18.01.2020

Leave a Reply

Ваша адреса е-поште неће бити објављена. Неопходна поља су означена *