
ÖYLE YOKSUN Kİ
Ölümcğl bir suskunluk bıraktın bana
Kendine küsen dağ gibi.
Her yer sensizliğin çığlığında
Yokluğun ;
Hasretimin kokan yalınayağı
Ayaklarıma inen karasu
Öyle yoksun ki ;bu yerlerde
Her yer sensizliğin girdabında…
Seni bekler ,
Buluştuğumuz limandaki çiçekçi
Dalgalarına taş attığımız mavi deniz
Ürkekliğimizi oturttuğumuz kırık iskemle
Ayak sürdüğümüz suskun toprak
Ensemde;
Yokluğunun kınında bir bıçak sinsiliği
Sessizliğim sensiz…
Sensizliğin sefil yanını doluyorum boynuma
Şehrine el sallıyorum esgin yerimden
Seni adımlıyorum şehrimin tenha girintilerinde
Sokağımda yokluğun yürüyor önüm sıra
Hasretin demleniyor,
Yüzümün ihtiyar çizgilerinde…
YUSUF FERHAT
AKTIM ZAMANIN DAMARLARINDAN
Aktım zamanın damarlarından
Maviye donattım karasularını hayatın.
Bir kıvrım tüylenir günün avuçlarında,
Saçları yeleli.
Bir söz kusar uzak diyardan
Yırtık sesli…
Karanlığı yalıyor,
Sesi kısık bir çığlık
Göğün saçını yoluyor rüzgar.
Ayrılığın kınında pas tutan gurbet
Acının kırsalında çiçek açan keder
Uç veriyor kaldırımda uzun boylu bir uzaklık…
Kendimi yakaladım
Kayıp şehrin sokaklarında
Deniz durgun
Kıyı kendini yeniliyordu harıl harıl
Ses sese değiyor,
El ele veriliyordu akşamın omuzlarında…
YUSUF FERHAT
ŞEHRİ YALNIZLIK KUŞATIYOR
Durup durup
Kalabalık oluyorum kendime.
İçimde; ölmüş çocuğu sallayan
Acılı ezginin salıncağı.
Aklımda; büyük kıyıları kolaçan eden sabırsızlığım
Boşluğuna keder akıtan günler
Zamanın korkuluğuna asılan yalnızlığım…
Derin bir boşluğa süzülüyorum
İçimde; ucu kamalı sorgular.
Acı ürüyor,
Zamanın dikenli bahçesinde.
Burkuluyorum dibine kadar hayatın
Bir yalnızlık kuşatıyor şehri,
Namlusu kırık ezginin gez’inde…
Ay sessizliğini okşuyor çimenlerin
Karanlığın dilinden konuşuyor sokak
Batık şehirler geçiyor içimden,
Kıyılarıma çarparak
Gece çıplak
Ses yalınayak…
YUSUF FERHAT
YALNIZLIĞINA DOKUNDUM ŞEHRİN
Gün yola koyuldu şafaktan
Tıkırtısı ayaklandı verandanın
Yalnızlığına dokundum şehrin,
Yalın ayak sesimle.
Sokakta sabahın uyuşuk yüzü,
Ağırbaşlı ve ürkek
Sıska bir ayrılık döküldü heybesinden zamanın…
Karanlık günler akıttım
Hayatın bulanık havuzuna.
Sabrın kucağında demlendi yalnızlıklar.
Acının batık sandalında yüzen günler
Özlemi ilikledim gün be gün gurbetin yırtık abasına…
Hayatı yaşatıyorum
Yoksulluğun dikenli bahçesinde.
Boynumda zamanın yırtık atkısı
Günlerin göğüs kafesinde depreşen endişe
Göz koyuyorum düşteki maviye
Akşamlar başıboş
Günler kan ter içinde…
YUSUF FERHAT
12/04/2024
DUDAĞI UÇUK DÜŞÜNCENİN
Bir sabah esniyor
Günün avlusunda.
Ceplerinde mavi bir dünya,
İncelmiş ensesiyle.
Dudağında uçuk, düşüncenin
Yorgun bir iskemle gülümsüyor kuytuda…
Arka sokaklarında ,
Mor yüzlü günler eskimiş zamanın.
Çukurda çırpınan ses
Masada unutulmuş birkaç düşünce artığı
Pencerede boş bakan gözler
Ve arada bir bana el sallayan sokağın yalnızlığı…
Dar sokağını adımlıyorum,
Hayat denen labirentin,
Acıların ağzını kapatarak.
Günlerin koynunda elleri üşüyen zaman
İçimde; kanat çırpan düşünce
Bir yanım beyaz dağda utangaç, kırılgan
Bir yanım kaygıda toz duman…
ÖZ GEÇMİŞ
Tunceli (Dersim) de dünyaya geldim
Memur emeklisiyim.
Şiirle ilgim lise çağlarında(öğrencilik) başladı ve kendimce yazmaya devam ettim.
Memurluk sürecinde de şiirden kopmadan yazmaya üretmeye çalıştım.
Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) üyesiyim
Bursa Yazın ve Sanat derneği (BUYAZ) üyesiyim
Nilüfer Emekli Öğretmenler derneği üyesiyim.
BENİDROM İstanbul 2020 Türk şairler seçkisi Antolojisinde bir şiirimle yer aldım
( Türkçe, İspanyolca,İngilizceye çevrilerek)
İlk şiirim TÜRKİYE Bursa da önemli Edebiyat dergilerinden olan Çini Kitap Edebiyat Dergisinde yayınlandı.
Türkiye’de önde gelen muhtelif Edebiyat dergilerinde yayınlanmakta şiirlerim.
Tunceli Emek gazetesinde yayınlanmakta
İran ,İspanya ve Belçika da Edebiyat dergilerinde yayınlandı şiirlerim.
3 şiir kitabım yayınlandı
4. kitap çalışmalarım devam ediyor.

